Hasan Dinçer
Bizi Unutma Soffiya
Doğduğu topraklara, evlerine, oynadığı bahçelere, çocukluğuna, acılarına dokunur gibi, parmağını Amasya’nın üzerinde gezdirdi gezdirdi, sonra öylece durdu. Gözünden süzülen bir damla yaş haritanın üzerine damladı ve bana fark ettirmemek için aceleyle kolunun yeniyle sildi. Ben de görmezlikten geldim zaten, yanağından süzülüp haritaya düşen damlayı. “Amasya buraya çok mu uzak?” dedi. “Arabayla sekiz on saat sürer herhâlde…” diye cevapladım. “Ya yürüyerek?” dedi. “Yürünmez onca yol, yürünür mü? Aylar sürer babaanne!” dedim. Baktı yüzüme… “Yürünür, yürünür hem de dokuz yaşında iken bile yürünür!” dedi bir solukta ve sustu. Söylediklerini anlamaya çalışırken manasız gözlerle bakmaya devam ediyordum babaanneme. Ne demek istiyordu acaba? Dokuz yaşındaki bir çocuğun bu yolu yürüyebileceğini babaannem nereden biliyordu? Hiçbir şey anlamamıştım söylediklerinden. Zemheri gibi çöktü üzerime, amansız yakalandım dokuz yaşındaki çocuk yüreğine…
Çorak Gönüllerde Aşk
“Çorak gönüllerde aşk ölüm getirir gülüm. Toprağa düşen bir damla gözyaşı, bir avuç inci misali Ziyan olur gider o gönüle düşen aşk. Kıymetini bilmez yârinin; incinir, incitir… Muhabbetten demini almayınca da çiğ kalır özü. Ve ziyan olur gider o gönüle düşen aşk.” Malatya’nın Arguvan ilçesi bozkırında bir köy… Sırtını Abdulvahap Dağı’na vermiş, ovaya yüzünü dönmüş bu kadim toprakların bağrında nice sırlar, nice acılar saklıdır kimbilir… İnsanın yüreğine sığmayıp taşan; gizlemek isteyip de gizleyemediği, unutmak isteyip de unutamadığı, bilenin, duyanın içinde boğulup, yitip gittiği, Abdulvahap Dağı kadar büyük acılar… Nazlı ve Müslüm berdel töresi gereği evlendirilir. Birbirini sevmeden aynı çatı altına sokulan bu iki gencin arasında büyüyen yabancılık zamanla suskun bir yaraya dönüşür. Genç adamın kalbi çoktan başkasına teslim olmuştur. Yüreğine düşen aşk tüm benliğini esir almış, kör etmiştir onu. Yaşadığı tutkunun gölgesinde çırpınıp duran ve karanlığın içinde kaybolan adam, ölüm saçarak çare arar kendine. An gelir, kurtulduğunu düşünür ama alın yazısı gibidir gerçekler; ne kadar kaçsa da kurtulamaz… Hasan Dinçer Çorak Gönüllerde Aşk kitabında kuşaktan kuşağa fısıldanan, yaşanmışlıklara dayalı bir hikâyeye konuk ediyor okurlarını.